Doğanın yüzyıllardır insanlığa sunduğu en önemli değerlerden birisi de killerdir. Güçlü arındırıcı ve yapılandırıcı kaynakların başında geldiği değerlendirilmektedir. Yerin derinliklerindeki mineral kayaçların, volkanik küllerin ve bitkisel elementlerin bir araya gelmesiyle oluşur. Milyonlarca yıl boyunca doğal erozyona belirtilen unsurların uğramasıyla oluşur. Günümüzde kozmetik dünyasının temel yapı taşlarını oluşturduğu rahatlıkla söylenebilir.
Cildin mekanik temizliğinde oldukça yüksek seviyede katkı sağlamaktadır. Gözeneklerin derinlemesine arındırılmasında ve mineral dengesinin yeniden kurulmasında önemli rol almaktadır. İçerdikleri elementlerin yoğunluğuna göre farklı renkler ve yapısal özellikler kazanır. Moleküler yapısı, emicilik kapasitesi, pH değeri ve mineral kombinasyonu her kilin kendine özeldir. Her rengin epidermis üzerinde farklı bir mekanizma ile çalışmasını böyle bir özelliğinin olması sağlamaktadır. Doğru kil türünün seçilmesi son derece mühimdir. Cildin üst katmanlarında biriken yabancı maddelerin uzaklaştırılmasında renk tercihi oldukça önem arz eder. Hücresel fonksiyonların desteklenmesinde maksimum verimlilik elde etmenin ilk kuralı gene doğru renk tercihinin yapılmasıdır.
Mineral yoğunluğu ve emicilik kapasitesi yeşil kilde en yüksek seviyededir. Literatürde "Montmorillonit" ve "İllit" olarak adlandırılır. Belirtilen mineral grubu adını yapısında bulunan dekompoze olmuş deniz bitkileri ve yüksek klorofil oranından almaktadır. Yeşil kilin kendine özel olarak bazı karakteristik özellikleri bulunmaktadır. Kendi ağırlığının katlarca fazlası yağı ve sıvıyı bir sünger gibi çekebilmesi en büyük özelliğidir. Negatif elektrik yüklü moleküler yapı yeşil kile özel olarak bulunmaktadır.
Cilt yüzeyinde aşırı sebum üretimi bazı sıkıntıların oluşmasına sebep olmaktadır. Gözeneklerin tıkanmasına ve buna bağlı olarak komedon ile akne oluşumuna sebep olarak rahatsızlık oluşturur. Yeşil kil epidermise uygulandığı andan itibaren bu fazla sebum salgısını absorbe etmektedir. Cildin parlamasını önler ve mat bir doku kazanmasına yardımcı olacaktır. Güçlü mekanik peeling etkisi sayesinde gene cilde önemli faydalar sağlar. Gözenek ağızlarında biriken keratinleşmiş ölü hücre bağlarını gevşeterek cildin nefes almasını sağlar.
Kaolin kili" veya "porselen kili" olarak da beyaz kil adlandırılmaktadır. Doğadaki en saf ve en yumuşak yapıya sahip silikat minerali olarak bilinmekte ve kabul edilmektedir. Diğer killeşmiş toprak türlerine kıyasla önemli farklılıkları bulunmaktadır. pH değeri insan cildinin asidik bariyerine en yakın seviyede bulunması son derece önemli bir ayrıntıdır. Nötr yapısı beyaz kili agresif kurutma işlemlerine reaksiyon gösteren, nemsizliğe eğilimli ve dış etkenlere karşı savunmasız dokular için en güvenli arındırıcı seçenek haline getirir.
Beyaz kil cildin koruyucu lipid bariyerine zarar vermemektedir. Yüzeydeki mikroskobik kirleri ve çevresel partikülleri profesyonel bir şekilde yok etmektedir. Yüksek nem tutma kapasitesi de gene beyaz kili farklılaştıran özelliklerden birisidir. Kuruma esnasında epidermisteki suyu tamamen çekmez. Aksine cildin kendi nem seviyesini korumasına imkan tanır. Hassas cilt yüzeylerinde meydana gelen pullanma ve pürüzlü görünümü ortadan kaldırır. Cildin saten kalitesinde pürüzsüz bir esneklik kazanmasını böylece desteklemiş olur.
Kırmızı kil karakteristik rengini çok özel bir maddeden almaktadır. Yapısında barındırdığı yoğun miktardaki oksitlenmiş demir kırmızı kile rengini vermektedir. Demir mineralinin yanı sıra bakır ve magnezyum açısından da oldukça zengin olduğu bilinmektedir. Sedimenter kayaç türevi özellikle mikrosirkülasyon (kan dolaşımı) süreçleri yavaşlamış dokularda etkin görev almaktadır. Solgun, mat ve donuk dokuların canlandırılmasında son derece etkili olduğu görülmektedir.
Yaş almaya bağlı olarak hücre yenilenme hızı yavaşlayan epidermis için oldukça büyük anlam ifade eder. Kırmızı kilin mineral desteği ile metabolik faaliyetlerini optimize ederek oldukça büyük katkı sağlar. Epidermis tabakasında kan dolaşımının mekanik olarak uyarılması kırmızı kil sayesinde mümkün olmaktadır. Dokulara taşınan oksijen ve besin miktarını oldukça yüksek miktarda artırmaktadır.
Kırmızı kil bu yönüyle detoksifikasyon süreçlerini tetikler. Hücre içi metabolizma atıklarının ve toksinlerin yüzeyden uzaklaştırılmasını kolaylaştırır. Cildin elastikiyet kaybını önlemeye yönelik yapısal bağları destekler. Yorgun ifadenin yerini doğal, sağlıklı ve canlı bir doku görünümünün almasına ortam hazırlamaktadır.
Yapısal sertlik ve emicilik performansı açısından tam ortada duran bir yapısı bulunmaktadır. Yeşil kil ile beyaz kil arasında mükemmel bir köprü vazifesi görmektedir. İçeriğindeki yüksek demir bileşikleri, çinko ve bakır mineralleriyle ayrışmaktadır. Karma cilt tiplerinin en büyük problemlerini çok kısa sürede en aza indirmektedir. T bölgesindeki aşırı yağlanma noktasında muhteşem etkileri bulunmaktadır. Yanak bölgelerindeki kuruluk ve nemsizlik için de net olarak birebir faydası vardır. Cildin doğal nem unsurlarını yok etmeyecektir. Derinlemesine temizlik ihtiyacını karşılayacaktır.
Sarı kilin bir diğer önemli işlevi, pigmentasyon düzensizlikleri ve yüzeyel lekeler üzerindeki arındırıcı etkisidir. Güneş ışınları, hava kirliliği veya geçmiş dönem sivilce izleri nedeniyle cilt yüzeyinde bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Oluşan donuk blokları, nazik peeling aksiyonuyla hafifletmektedir. Gözenek çeperlerinde biriken okside olmuş yağları oldukça nazik bir şekilde temizlemektedir. Gözeneklerin daha sıkı ve minimal görünmesini sağlayacaktır. Cildin homojen bir renk dağılımına kavuşmasına yardımcı olacaktır.
Doğal Kil Maskelerinin Epidermis Tabakasındaki Temel Fonksiyonları
Doğal maden killeri cilt yüzeyine homojen bir şekilde uygulanmalıdır. Sadece yüzeysel bir temizlik ortaya çıkmayacaktır. Epidermisin alt katmanlarına kadar uzanan bütünsel bir bakım mekanizmasını devreye sokmuş olmak anlamına gelecektir. Doğal tozların su veya hidrosollerle birleştiğinde kazandığı önemli bir güç bulunmaktadır. İyonik çekim gücü modern kozmetik ajanlarının yapay formüllerle taklit etmeye çalıştığı pek çok işlevi tek başına yerine getirir.
Doğal killeşmiş minerallerin epidermis üzerindeki fonksiyonel faydaları;
· Derin Gözenek Detoksu: Kil molekülleri, gözeneklerin içine yerleşmiş olan mikroskobik tozları, makyaj kalıntılarını ve ağır metalleri mıknatıs gibi çekerek yüzeyden tamamen uzaklaştırır.
· Hücresel Yenilenme Hızlandırılması: Mikro tanecikli yapı, cildin üst tabakasındaki birikmiş ölü hücre pulcuklarını nazikçe aşındırarak alttan yeni, taze ve sağlıklı hücrelerin gelme sürecini kısaltır.
· Ödem ve Şişkinlik Kontrolü: Kildeki minerallerin osmotik basınç yaratma kabiliyeti, cilt dokusundaki fazla sıvının ve ödemin giderilmesine, yüz hatlarının daha belirgin hale gelmesine katkı sağlar.
· Doğal Matlaştırma Etkisi: Yağ bezlerinin hiperaktif çalışmasını baskılamadan, salgılanan fazla sebumu yüzeyde bloke ederek cildin gün boyu yağsız ve temiz kalmasını garantiler.
Cilt Tipine Göre Kil Seçimi Yaparken Dikkat Edilmesi Gereken Parametreler
Yanlış kil türünün seçilmesi çeşitli olumsuzlukların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Cildin sebum-nem dengesinin tamamen bozulmasına sebep olma ihtimali bile bulunmaktadır. Aşırı kuruma, tahriş veya tam tersi durumda yetersiz temizlik gibi sorunların da gene ortaya çıktığı bilinmektedir. Kil türünü seçmeden önce bazı konulara dikkat etmek gerekecektir. Epidermisin biyolojik ihtiyaçlarını, bariyer kalitesini ve hassasiyet derecesini doğru analiz etmek bu noktada en önemli dikkat edilmesi gereken konudur.
Farklı cilt profillerine göre farklı kil modelleri etkili olacaktır. Seçimlerin arkasındaki yapısal gerekçeler;
· Yağlı ve Sivilceye Eğilimli Ciltler: Aşırı gözenek tıkanıklığı ve yüksek sebum üretimi ile mücadele eden ciltler için en doğru seçenek yeşil kildir. İ
· Kuru ve Aşırı Hassas Ciltler: Bariyer fonksiyonu zayıflamış, kızarıklığa ve pullanmaya yatkın dokularda sadece beyaz kil (kaolin) tercih edilmelidir.
· Olgun, Solgun ve Yaşlanma Karşıtı Bakım İsteyen Ciltler: Hücre yenilenmesi yavaşlayan ve elastikiyet kaybı yaşayan mat dokular için demir oksit zengini kırmızı kil en uygun alternatiftir.
· Karma ve Gözenek Problemli Ciltler: Yüzün farklı bölgelerinde farklı reaksiyonlar gösteren bu stabil olmayan cilt yapısı için sarı kil en ideal dengeleyicidir.
Kil maskesinin uygulanması esnasında ve sonrasında belirli bir süre bu durum normal olarak karşılanır. İlk 15-20 dakikada ciltte hafif bir karıncalanma, ısınma ve pembeleşme görülmesi normaldir. Kilin içindeki yoğun minerallerin epidermisteki kan dolaşımını ve mikrosirkülasyonu hızlandırmasından kaynaklanan bir durum olarak normal kabul edilir. Ancak şiddetli yanma, su toplama veya saatler süren kalıcı tahrişe dönüşüyorsa seçilen kil türü cilt tipine çok güçlü gelmiş olma ihtimali bulunmaktadır. Bu durumda uygulama derhal sonlandırılmalıdır.
"Multi-masking" yani çoklu maskeleme tekniği olarak bu duruma isim verilir. Karma ve heterojen cilt yapıları için oldukça etkili bir yöntemdir. Yüzün aşırı yağlanan, siyah nokta ve geniş gözenek problemi yaşayan T bölgesine (alın, burun, çene) yüksek emici güce sahip yeşil kil kullanılmaktadır. Kuru, nemsiz ve hassas olan yanak bölgelerine nem dengesini koruyan beyaz kil uygulanması gerekecektir. Solgun ve canlılık ihtiyacı olan bölgelere ise kırmızı veya sarı kil entegre edilerek tek seansta kombine bir bakım gerçekleştirilebilir.
Uygulama sıklığı tamamen seçilen kilin türüne ve kişinin cilt yapısına göre değişkenlik gösterir. Sebum üretimi çok yüksek ve kalın bir epidermis yapısına sahip olan yağlı ciltlerde yeşil kil haftada maksimum 1 ya da 2 kez uygulanması tavsiye edilir. Hassas ve kuru ciltlerde ise beyaz kilin 10 günde veya haftada 1 kez uygulanması derinlemesine temizlik için yeterlidir. Killer güçlü yapısal ajanlar olduğu için aşırı sık kullanılması durumunda cildin koruyucu hidrolipid bariyerine zarar vererek cildin savunmasız kalmasına yol açabilir.